Şanlıurfa Geleneksel El Sanatları Hakkında

Şanlıurfa Geleneksel El Sanatları Hakkında

Deve neslinin gittikçe tükenmekte olması, havutçuluk sanatının günümüzde neredeyse kaybolmasına neden olmuştur.

ABONE OL
18 Mart 2022 23:32
Şanlıurfa Geleneksel El Sanatları Hakkında
blank
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Şanlıurfa’nın geleneksel el sanatları Gümrük Hanı ve çevresindeki tarihi han ve çarşılarda icra edilmektedir.

Abacılık, Ağaç Oymacılığı, Bakırcılık, Cülhacılık, (bez dokumacılığı), Çulculuk (Semercilik), Dabbaklık, Kazazlık (İpek işlemeciliği), Keçecilik, Kürkçülük, Saraçlık, Tarakçılık, Taş Süslemeciliği Şanlıurfa’da sürdürülmekte olan geleneksel el sanatlarıdır.

Bu sanatlar günümüzde Gümrük Hanı ve çevresindeki tarihi han ve çarşılarda icra edilmektedir. Bu sanatlardan önemli bir kısmı halen yaşatılmaktadır. Bir kısım sanatlar ise fabrikasyon üretimine geçilmesi ya da talep olmayışı nedeniyle günümüzde terkedilmiş bir durumdadır.

AĞAÇ OYMACILIĞI

Evlerdeki ve Şanlıurfa Müzesi’ndeki kapı, pencere, dolap kanatlarına, sandık ve ayna gibi diğer ahşap eserlere bakıldığında ağaç oymacılığın Şanlıurfa’da çok eski ve parlak bir geçmişe sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Marangozluk sanatı Urfa’da “İnce Neccârlar” ve “Kaba Neccârlar” olmak üzere iki ayrı gruptaki ustalar tarafından sürdürülmektedir. Kaba Neccârlar bugünkü Neccâr Pazarı denilen çarşıda halen sanatlarını sürdürmekte, adından da anlaşılacağı üzere kaba ürünler imal etmektedirler.

İnce Neccârlar ise, Karameydan mevkiinde bugünkü Postanenin yerinde bulunan Halkevi ile Yusuf Paşa Camii arasındaki dükkânlarda çalışırlardı. İşlemeli kapı, pencere kanatları, çeyiz sandıkları ve aynalar bu esnaf tarafından üretilmekteydi.
(125 ) Neccar

KAZZAZLIK

İpek ipliğin el ile bükülerek işlenmesine “Kazzazlık” denilmektedir. “Kazzaz Pazarı” denilen kapalı çarşıda (Bedesten) yapılmaktaydı.
100-150 yıl kadar önce ipekçilik Urfa’da önemli bir sektör durumundaydı. Bugün Urfa bahçelerinde görülen çok sayıdaki dut ağacının zamanında ipek böcekçiliğinde kullanıldığı, yaşlılar tarafından söylenilmektedir.

Bu sektör günümüzde tamamen terkedilmiş bir durumda olup, kazzaz esnafı tarafından kullanı¬lan ipek iplikleri Diyarbakır ve Bursa’dan getirtil¬mektedir.
(126 ) Kazzaz

CÜLHACILIK (BEZ DOKUMACILIĞI)

Yün ipliği, pamuk ipliği ve floş’un kamçılı tezgâhın tek ayakla çalışan çeşidi olan “cakarlı” ve 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan “çekmeli” tezgâhlarda dokunarak “Yamşah” (“Neçek”-“Çefiye”) ve “Puşu” gibi başörtüsü, “Ehram” gibi kadın boy örtüsü ha¬line getirilmesi sanatına Urfa’da “Cülhacılık” denil¬mektedir.

Cülha tezgâhlarının kamçılı olmayan, yani me¬kiği el ile atılan çeşitlerinde “Aba” (kadın ve erkek boy örtüsü) ve “Çaput Çul” (Kilim) dokunmaktadır.
(127 ) Culha tezgahı

KEÇECİLİK

Keçe, koyun yünlerinin hallaç tarafından kabartılarak bir beze serilip rulo yapılması, ayakla tepilmesi ve keçeci hamamında göğüsle dövülerek pişirilmesi işlemleri sonucunda meydana gelen bir yaygı türüdür.

Yüzyıllardan beri Urfa’da sürdürülmekte olan bu geleneksel sanat halen Keçeci Pazarı’ndaki dükkânlarda ve Barutçu Hanı’nda icra edilmektedir.
(128) Kececilik

BAKIRCILIK

Kazancı Pazarı ve Hüseyniye çarşılarında icra edilen bu sanatın başlıca ürünlere mutfak kaplarıdır. Ancak son yıllarda Balıklıgöl, Urfa Kalesi ve Harran kompozisyonlarının kabartma olarak işlendiği tepsiler turistler tarafından yoğun ilgi görmektedir.
(129 ) Bakırcı
(129-a) Bakır Sürahi
(129-b) Bakır Cezve

TAŞÇILIK

Şanlıurfa ve çevresinde ağaç malzemenin bulunmayışı, taşın mimaride hakim malzeme olarak kullanılmasına neden olmuştur.

Kolay işlenen, ocaktan çıktıktan bir süre sonra sertleşen ve halk arasında “nahit” olarak adlandırılan kireç oluşumlu bu taş, tarih boyunca Şanlıurfa yapılarında kullanılmıştır.
Urfa taşının işlemeye son derece elverişli olması, mimaride zengin bir taş süsleme geleneğinin doğmasına neden olmuştur. Şanlıurfa mimarisindeki taş süslemenin kaynağı Neolitik Çağ’a kadar inmektedir.

Nevala Çori ve Göbeklitepe’de yapılan arkeolojik kazılarda bulunan M.Ö. 10.000–7.000 yıllarına ait insan ve hayvan heykelleri aynı zamanda Anadolu’nun en eski figürlü plastik örneklerini oluşturmaktadır.
(130 ) Taşçı

DEBBAĞLIK

Büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu Şanlıurfa’da, Debbağlık sanatının geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Bu sanat günümüzde fabrika türü derilere yenik düşerek tamamen terkedilmiş bir durumdadır.

Gön debbağlığı ve deri debbağlığı olmak üzere iki bölüme ayrılan bu zenaatın her bölümü ayrı debbağhânelerde ve ayrı ustalar tarafından icra edilirdi.

Gön debbağları aşağı debbağhânede, deri debbağları da yukarı debbağhânede çalışırlardı. 1883 tarihli Halep Vilâyet Salnamesi’nde her iki debbağhâneden söz edilmektedir.

KÜRKÇÜLÜK

Hayvan kürklerinin işlenerek giysi haline getirilmesi insanlık tarihinin en eski sanatlarından biridir. Ana rahminde ölen, ölü doğan ya da en fazla 5 aylık iken ölen kuzuların tüylü derilerinden yapılan düz yakalı (yakasız), dış kısmı “Şakaf” denilen siyah kumaşla kaplı aba gibi bolca giysiye Urfa’da Kürk denilmektedir.

Urfa’ya has olan bu giysi, Anadolu’da Urfa dışında başka bir yerde yapılmamaktadır. Bilhassa kış aylarında yaşlı ve orta yaşlı kimseler tarafından giyilir. Dükkânlarında camekân bulunmayan esnafın büyük bir kısmı kürklerine sarılarak soğuktan korunmaktadırlar.
(131 ) Kürkçü

ÇULCULUK (SEMERCİLİK-PALANCILIK)

At ve merkep gibi binek hayvanları üzerine atılan semerlere Urfa’da “Palan”, bu sanatla uğraşanlara da “Çulcu” (Palancı) denilmektedir. Eskiden deve üzerine atılan ve “Havut” denilen deve palanları da bu sanat koluna girmekte, bu işle uğraşanlara “Havutçu” denilmekteydi.

Deve neslinin gittikçe tükenmekte olması, havutçuluk sanatının günümüzde neredeyse kaybolmasına neden olmuştur.

TARAKÇILIK

Şanlıurfa’nın geleneksel el sanatlarından olan tarakçılık, günümüzden 50–60 yıl öncesine kadar Eski Arasa Hamamı ile Hoca Abdülvahit Camii arasında kalan çarşıdaki 20 kadar dükkânda icra edilirdi.

Fabrika türü plastik tarakların imal edilmesiyle önemini yitiren bu sanat, teknolojiye yenik düşmüştür. Hale hazırda tarakçılığa devam eden bir usta bulunmamaktadır. Bugün sadece Şanlıurfa Valiliği El Sanatları Merkezinde üretilmektedir.
(132 ) Tarak yapımı

SARAÇLIK

“Kösele” denilen kalın deri ve normal ince deri ile hayvan koşum takımları, kemer, silah kılıfı, mermi kılıfı, çanta gibi avcı gereçlerinin yapıldığı sanata Saraçlık, bu işle uğraşanlara da Saraç denilmektedir.

Atçılık ve ata verilen önem dolayısıyla Saraçlığın eski Türk sanatları arasında önemli bir yeri vardır. Şanlıurfa’da ünlü Arap atlarının yetiştirilmiş olması, saraçlık sanatının önemini arttırmış ve bu sanata büyük ilgi duyulmasına sebep olmuştur.

Atın toplum hayatındaki yerini kaybetmesi Saraçlık sanatının gerilemesine neden olmuştur.
(133 ) Yemenici

URFA HABER

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.