13 Şubat 2026 Cuma
Şanlıurfa’da asfalt yollardan ayrılıp, iki insanın yan yana zor yürüdüğü o dar, yüksek duvarlı sokaklara girdiğinizde; modern dünya bir anda sessize alınır. Daha önce hazırladığımız Şanlıurfa gezi rehberi yazımızda belirttiğimiz gibi, bu şehir her adımda farklı bir sürpriz sunar.
Urfa mimarisinin en karakteristik özelliği olan Kabaltılar, sadece birer geçit değil; Urfalıların komşuluk hukukunun taşa işlenmiş halidir. Bu yapılar, Şanlıurfa’nın UNESCO Dünya Mirası adayı olan tarihi dokusunun en önemli parçalarıdır.
Urfa mimarisinin en karakteristik özelliği olan Kabaltılar, sadece birer geçit değil; Urfalıların komşuluk hukukunun taşa işlenmiş halidir. Yazın o kavurucu sıcağında bir kabaltının altına girdiğinizde, sıcaklığın aniden 10 derece düştüğüne şahit olursunuz. Bu serinlik, bu toprakların bilgeliğidir.
Urfa’nın kalbi neresidir diye sorarsanız, cevap sokakların kesiştiği 58 Meydanı’dır. Buradan yürümeye başladığınızda, her kapı tokmağında, her taş oymasında farklı bir medeniyetin izini sürersiniz. Bir yanda tarihi bir caminin minaresi, diğer yanda asırlık Reji Kilisesi’nin görkemli duvarları size eşlik eder.
Eski Urfa sokaklarında fotoğraf çekerken sadece binalara bakmayın; kapı tokmaklarına dikkat edin. “Kadın” ve “Erkek” misafir için farklı ses çıkaran o çift halkalı tokmaklar, bu şehrin ne kadar ince bir nezakete sahip olduğunun kanıtıdır.
Urfa evi, dışarıya karşı kapalı ama içeriye (avluya) karşı bir cennet bahçesidir. Sokaktaki o dar geçitler, sizi havuzlu, geniş ve ferah avlulara çıkarır. Bugün bu konakların çoğu butik otel veya restoran olarak hizmet verse de, o taş duvarların kokusu hala bin yıl öncesini anlatır.
“Urfa sokaklarında kaybolmak, aslında insanın kendi köklerini bulmasıdır.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.